Simenon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Simenon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Murat Çetin
Polis kayıtlarını araştırın, size yemin ederim kendi kendini bir tel parçasıyla ya da zincirle asmış olan tek bir vaka bile bulamayacaksınız... Belki tuhaf gelecek size ama bu böyledir. İntihar edenler genellikle az ya da çok hassas yapılı kimselerdir. Boğazlarını sert bir cismin sıkıştırmasını, boyunlarının derisinin çizilmesini gözlerinin önüne getirmek bile onları…

- Niçin sordunuz? Yoksa kocam hakkında kötü bir şeyler mi söyledi size? Mümkündür. Korkulur o adamdan...
- İkinci bir soru, diyerek kadının sözünü kesti Maigret. Büroya son olarak ne zaman geldiniz?

- Benden değildi, sizi temin ederim... Tarihler denk gelmiyor zaten. Kaldı ki Olga çok iyi yürekli bir kızdı, bana şantaj yapmayı asla düşünmezdi... Görüyorsunuz ya...
Maigret ona kendini toplama fırsatı vermek istemiyordu.
- Peki, bu konuda... kuşkulandığınız kimse yok mu? Durun bakayım... Az önce kadın ya da erkek bir deliden söz etmiştiniz...

Maigret şimdi, genç doktorun başlangıçtaki sakinliğinin önceden tasarlanmış, hazırlanmış ve büyük bir irade gücüyle sağlanmış olduğunu anlıyordu; oysa şimdi her şeyi anlattıktan sonra, neredeyse önünde hıçkırarak ağlamaya hazır bir haldeydi.

Maigret, tesadüfler yardım etmezse, suçluların yarısının cezadan kurtulabileceğini savunurdu ve muhbirler olmasaydı öteki yüzde ellisi de serbest kalırdı.
Murat Çetin
Cimriydi, bunu hemen anlamıştım, fakat parayı sevdiğinden değil; parasızlık çekmiş, cebinde bir frank olmamanın ve karnını doyuramamanın ne demek olduğunu bilen, gerçek sefaleti tanımış ve yine sefalete düşme korkusunu akıllarından çıkarmayan kişilerin olduğu gibi cimriydi.

Otel sahibi kadın, tombul, boğum boğum ellerini kurularken beni dikkatle süzdü. İnsanların temas kurmadan önce sakınarak birbirlerini incelediklerini eskiden fark etmemiştim. Ölü bir zaman olur, karşılıklı kaçamak göz atmalar.

- Sizce bu tuhaf değil mi? Öğretmen sınıfta bulunur, ama sınıfın bir parçası değildir. Demek istiyorum ki takımda değildir, gruba ait değildir.
- Bu aklıma gelmemişti, diyerek kendimi mazur göstermeye çalıştım.
Güldü ve şunları ilave etti:
- Pek çok çocuk, üniformadan dolayı, otobüs biletçisi veya polis memuru olmak ister. Sizin durumunuzda, öğretmenlik mesleğiyle ortak bir nokta bulduğumu sanıyorum. Otobüs biletçisi arabanın içindedir, ama o da etrafındaki yolcularla aynı kategoriye girmez...

Uzun zaman önce böyle bir şey olmadığını, bizden geriye -çok çok kısa bir süre için!- kalan imgelerin yalnızca bizi tanımış olanların hafızasında uçuşan, biçimi bozulmuş, çoğu zaman karikatürümsü imgeler olduğunu keşfettim.

Bib, sabırsız sabırsız, küçük şikâyet çığlıkları atarak dört dönüyordu. Onun için elimden hiçbir şey gelmiyordu. Benim için elinden hiçbir şey gelmiyordu.
İkimizin de beklemesi gerekiyordu.

Bugün pazartesi, işimin başına dönmek üzere kitabevine gittiğimde ve Madam Annelet o müneccim gözleriyle bana baktığında, az kalsın ona şöyle haykıracaktım:
- Aramayın artık!
Çünkü, gözünden kaçan bir hakikatin peşinde hâlâ